Please use translate (on the left side) for other languages.
- Söylemler herhangi bir problemin (etnik,çevresel,sosyolojik...) çözümüne işaret değilse, biliniz ki tek getirisi konuşmacıya sağladığı hazdır.
- İnsan ve insanlıkla alakalı olan problemlerin çözümü iktisat, toplum-bilim, üretim ve a-posteriori dayanımlı normlardan geçer.
(Görsel tasarım:Münzevi Yazar)
(Şiddetle tavsiye edilir!)
Ders kitaplarında, Türkiye'nin uluslararası ihtilaflarda hiçbir zaman haksız durumda gösterilmediği ve içerideki sorunların ise ülkenin yapısal arızalarıyla değil iç ve dış düşmanların kışkırtmalarıyla açıklandığı hatırlanacak olursa, eğitim sisteminin konulara tek taraflı yaklaşan, empati kurmayı düşünmeyen bir zihniyet ürettiği söylenebilir. Marmara Üniversitesi Atatürk Eğitim Fakültesi öğretim üyesi Doç. Dr. Yücel Kabapınar'ın tasarladığı bir deney, bu zihniyetin yaygınlığı hakkında fikir verebilir. Söz konusu deneyde, Türkiye'de okutulmakta olan Sosyal Bilgiler ve Tarih ders kitaplarından kısa metinler seçilerek, metinlerde geçen
"Türk" kelimeleri "İngiliz",
"Batılı" kelimeleri "Doğulu",
"Müslüman" kelimeleri de "Hristiyan" şeklinde değiştirildi.
Ardından da metinlerin altına hayali İngiliz yazar isimleri yazıldı. Ortaya çıkan metinler şöyleydi
- "İngiliz'in zaten mevcut olan cesaretine, Hristiyan dini ayrı bir kuvvet katmıştı. İngiliz ordusu daima savaşa hazırdı. Yorulmak bilmezdi. Müslümanların üç günde aldıkları yolu, bir gecede alırdı...İngiliz askerinin cesareti her türlü takdirin üstünde idi."
- ..."İngilizler hile ve yalanı sevmezler. Başkalarını aldatmazlar.Açık sözlüdürler..."
- ..."İngiliz ulusu temizliğin Hristiyan dininden geldiği inancı içindedir.Bu inançlar çevresinin, evinin ve işyerinin temizliğine önem verir. Vücut temizliğine önem verdiği kadar çevre temizliğine de önem verir."
Öğretmen adaylarının %27.2'si isse, ders kitaplarında bu türden metinlerin varlığını olağan buldu. Hatta bu gruba giren öğretmen adaylarından bazıları, "Yetiştirdiğiniz öğrenciler geleceğin askerleridir. Bu yüzden de gereğinden fazla abartarak bir milletin kendini yükseltmesi olağan bir şeydir" gibi yorumlarda bulundular.
Metinleri beğenmeyerek, yansıttıkları anlayışın Türk ders kitaplarındakine benzediğini ifade edenlerin oranı ise sadece %10 oldu.
Serdar Kaya'nın kitabında yer verdiği bu çalışmada ne kadar(-cık) tarafsız ve evrensel görüş sahibi olabileceğimiz (veya olduğumuz) ortaya konmuştur. Sadece %10'un farkında olduğu bu durum, devlet olgusu olan her yerde devlet yöneticileri ve tarihçileri tarafından önümüze konulan zihniyet kalıplarıdır.
Bakınız bir kurbağanın dünya yorumu ömrü boyunca içerisinde olduğu göletle sınırlıdır.
Biz insanlar için ise zihniyet-inanç ve bilgi üçgeni içerisinde (esasında bunlar iç-içe geçmiş olgulardır) bir alandan bahsetmek mümkündür.
Evrensel standartlar veyahut evrensel uygulamalar yoktur. Ancak ideolojilerin aksine, belli bir zümreyi kapsayan fikirler değil! Tüm insanlığı kapsayan fikirler somut iyileştirme hamleleri olabilir.
Önemli olan insan refahıdır ve evrensel olanda budur!
Bölgesel (etnik, kültürel ve buna benzer diğer olgular) farklılıklardan kaynaklanan yöntem farklılıkları bu durumu saf dışı etmez. Somut bir proje gerçekten insan refahını yükseltiyorsa sonuç itibari ile evrenseldir.

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder