Please use 'Translate' (On the left) for other languages.
Hayattaki seçimlerimize en çok etki eden olgu nedir diye sorsam neredeyse herkesin “Para!” diyeceğine oldukça eminim. Hatta Napolyon Bonapart dahi mezarından kalkıp bu soruya cevap vermek isteyebilir…
Hayattaki seçimlerimize en çok etki eden olgu nedir diye sorsam neredeyse herkesin “Para!” diyeceğine oldukça eminim. Hatta Napolyon Bonapart dahi mezarından kalkıp bu soruya cevap vermek isteyebilir…
Bu soruya verilen cevaba yönelik çok sıkı
tartışmalar yapılabilir. Hatta kimileri para olmadan bile yaşamın mümkün
olduğunu söyleyebilir. Ancak parayı diğer başka her şeyden soyutlayıp ayrı
tutsak dahi günümüz sisteminde göz ardı etmemiz gereken bir durum vardır: Para
olmasa dahi yalnız parayla elde edilebilecek birçok şeye mecburuz. Sırf bu
sebepten ötürü yaşama dair en temel olgunun –günümüz sisteminde- para olduğunu
söylemenin çok radikal bir görüş olmadığını düşünüyorum...
Biyoloji derslerinde gösterilen besin piramidinin
parasal durumlarla bağlantılı olaraktan bir toplumsal rol piramidi şeklini
yapmak mümkündür. Zira kapitalizm dahi “Büyük balığın küçük balığı yutması”
şeklinde addediliyor.
Bu cümle yazıyı buraya kadar okuduğunun ispatı! Bu
sebeple bu noktada, yazıyla ilgili biraz bilgi vermek istiyorum. İdeolojik
mefhumlara hiç bulaşmadan tamamen çerçeve üzerinden ancak tablodaki ana fikrin
üzerini de örtmeden yaşama dair en temel olgunun para olmadığını anlatmak
niyetindeyim. Ancak herhangi bir ideolojiye –mevcut sistemin arızasındaki
rolünden dolayı- iğne yaparsam kasmayın, derin nefes alın!.. Bu yazıyı -“entelektüel haz” dışında herhangi bir çıkarım olmadığından- aç karna, tok
karna fark etmeden güvenle okuyabilirsiniz…
Bir iktisat hocam şöyle demişti: "İktisat bir din olsa peygamberi Adam Smith olurdu!" “Milletlerin Zenginliği”nin yazarı Adam Smith, iki ciltlik dev eserinde ekonomik büyümenin yollarından bahsediyor. Ekonomik büyüme için toprağın değil, işgücünün önemine vurgu yapan Smith piyasada üretim dengesini kontrol eden bir “görünmez el” olduğunu savunmaktadır. Smith sanayinin gelişimi olgusuna eserinde ciddi bir yer vermiştir. Ve sanayinin gelişimine ket vuracak her türlü olguya da –bilhassa eski usul devlet uygulamalarına- ciddi eleştiriler getirmiştir.
“…Smith'e
göre iktisadi hayat bireycidir ve bu bireycilik insanların doğal yapısından
kaynaklanmaktadır. Kişisel menfaat iktisadi hayat için itici bir güçtür. Kişi
en az zahmetle en çok tatmine ulaşmaya çalışacaktır, doğası gereği. Bu amaçla,
Smith, arz ve talep eşitliğini otomatik olarak gerçekleştiren fiyat mekanizması
üzerinde duracaktır. Smith'e göre fiyatlar denge unsurudur. Smith'in denge
fiyat unsurunu piyasa örneği ile açıklayalım: Üretim azalırsa fiyatlar
yükselir, ekmek arzının azaldığını düşünün ihtiyacınız olan birim ekmeğe
ulaşmak için daha çok çaba harcayacaksınız, bu artan çaba da ister istemez
fiyatları arttıracaktır. Fiyatların yükselmesi firmaları daha fazla kar
edeceklerini düşündüklerinden daha fazla üretim yapmalarına teşvik edecek ve
arz talebe yaklaştığı sırada bir dengeye geleceklerdir, arz talebi aştığı
sırada fiyatlar düşecektir bu da firmaların üretimlerini kısmasına sebep
olacaktır, böylece hiçbir müdahale olmadan her şey bir dengeye gelecektir.
Tam
rekabette kişiler ve firmalar kendi çıkarlarını en çoklaştırırlarken aynı
zamanda toplumunda çıkarına hizmet ederler. Örnek olarak, tam rekabet ortamında
fiyatlar düşer ve fiyatlar düşünce bundan tüketiciler yararlanır. Tam rekabet
ortamında üreticiler ve tüketiciler arasında bir çıkar çatışması yoktur. Tam
rekabet ortamında üreticiler ile tüketiciler üretim ve tüketim artıklarını eşit
şekilde paylaşırlar.”
Günümüz rekabet ortamında üretenlerin
birbirleriyle adeta yarışa girmesi elbette insanın (tüketicinin) faydasına
olacak sonuçlar doğurmaktadır ancak günümüzün “parayı veren düdüğü çalar”
sistemi, perdenin arkasında o düdük için bazı bedeller ödenmesi gerektiği
anlamına gelmektedir. Zira günümüz sisteminde kaçak işçi çalıştırmak –özellikle
A.B.D. de Meksikalı işçilerin hiçbir sosyal hakkı ve güvencesi olmadan
çalıştırılması insanın faydasına mıdır? Günümüz yenilenebilir enerji teknolojisinin
verimli ve akıllı kullanılması sonucu enerjiyi bedavaya getirebilecek ve bu
esnada da ekolojik dengeyi koruyabilecek iken enerji ihtiyacımızı gidermek için
para ödemek zorunda olması insanın faydasına mıdır? Kesinlikle burada
sosyalist-komünist propaganda yapmak niyetinde değilim. Bilakis Stalin’in sebep
olduğu kıtlığı ve Kamboçya’da Pol-Tol’ün modern olmayan yollarla pirinç
üretimine dayalı ütopyası tepetaklak olmuş iken sosyalizmi savunacak değilim!..
Dahası sonu –izm ile biten her ekonomik sistemin merkezindeki esas mefhum “para”
olduğundan bunların hiçbir işe yaramayacağını söylemek pek ala mümkün.
Mevcut sistem(ler)de topluma fayda sağlayacak bir
eylemin uygulanabilirliği ancak ne kadar kar sağladığı ile ilgilidir. İnsancıl
olan her şey ikinci plandadır. Dahası özentilik ve kişisel tatmin sebebiyle,
insanların lüks tüketime kolaylıkla alıştırılabilir yapısı ve biyolojik
varlığını sürdürmek için çok çalışmak zorunda olan avam’ın sistemin çarkları
ile ilgili durup düşünecek vakti dahi olmayışı bu sistemi mevcudiyet
temellerini daha sağlam kılmaktadır. Platon’un yaşam mücadelesinde sürekli
çalışmak durumunda olan sınıfın devlet ve millet meseleleri ile meşgul olacak
vakti yoktur şeklindeki sözünü anımsıyorum…
Bu sağlamlaşmış mevcut yapı, birçok olguda
erozyona sebep olmuş ve insanların ahlaki yapısı da bozulmuştur. Bir doktor
gelip size ameliyat olmanız gerektiğini söylediğinde, ameliyatın gerçekten
gerekli mi yada sadece doktorun yeni spor arabasının kredisi için mi gerekli
olduğu bilemezsiniz…
Elbette üretim araçlarını geliştirmiş, zengin
doğal kaynaklarına sahip ülkelerde yaşayan kimselerin yaşam standartlarının
daha yüksek olduğu söylenebilir. Zira bebek ölüm oranlarına, hastalıklar sonucu
kaybedilen insan sayısına gibi etkenlere bakarak bunu söylemek mümkün. Ancak
bununla beraber suç oranı, intihar, yüz kızartıcı suçlar gibi etkenlere de
bakmak gerekir. Erozyon sürüyor…
Olguların elde edilebilirliğinin paraya ne ölçüde
bağlı olduğu da değişken yanıtlar içermektedir. Sarılmak, gülmek, temiz havayı
içine çekmek, şarkı söylemek bedava değil midir?..
Mısır’a yaptığınız gezide bir çölde
kaybolduğunuzda yaşamınızı kurtaracak olan cebinizdeki banka kartı değil, bir
şişe su olacaktır. Petrol tamamen tükendiğinde cebinizdeki para, içten yanmalı
motora sahip arabanızı hareket ettiremeyecektir…
Son ırmak kuruduğunda,
son ağaç yok olduğunda,
son balık öldüğünde; beyaz adam paranın yenmeyen bir şey olduğunu anlayacak.
son balık öldüğünde; beyaz adam paranın yenmeyen bir şey olduğunu anlayacak.
(Kızılderili
atasözü)

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder