2 Ekim 2013

Tarihte Fantezi -2

Please use 'Translate' (On the left) for other languages.

   Hepimiz pizzanın nasıl yapıldığını biliriz de bazı pizzaların neden daha lezzetli olduğunu merak ederiz.
   Çünkü sosun içindeki baharatlar farklıdır!..
   Bu seride, bir önceki pizzanın içindeki baharatları bir sonraki yazının ilk cümlesinde vereceğim:
   Belki farketdiniz ama bir önceki yazıda Freud'un “insanoğlu insan” için tanımladığı iki temel içgüdü vardı, sosun içinde!
   Merak eden, keşfeden, üreten ve biriktiren “insanoğlu insan”ın zamanla umarsızlaşmasına, hazırakonmasına, tüketmesine ve totolojileri yıkmasına şahit oluyoruz.
Bakınız, Bekir Coşkun ne demiş:
“Yumurtayı alıp masada parmağınızla ittiriverin; oval yapısından dolayı dönüp dönüp eski yerine gelecektir.
Bu yüzden yumurtanın yuvarlanıp yuvadan düşme olasılığı azdır. Eğer yumurta başka bir bir biçimde, diyelim ki yusyuvarlak olsaydı, yuvalarda duramayan yumurtalar yüzünden kuş sayısı azalacaktı.
Onlar azalınca tilkiler de azalacaktı...
Tilkiler azalınca fareler çoğalacaktı...
Fareler çoğalınca yeterince patates, mısır, turp, mercimek, bakliyat...
Kısacası 'insanoğlu'nu besleyen yer ürünleri olmayacaktı...
Bunlar olmayınca Osman da olmayacaktı...
Halbuki Osman var...

Kuş bir taşın yada dalın üzerine tüneyip kakasını yaptığında bile, kuşun da kakasının da bir hikmeti vardır.
Bir bakarsınız ki erişilmez duvar gibi yalçın kayalıklar arasında, yemyeşil bir incir ağacı var...
Bu kuşun kakasının hikmetidir...
Ya da karganın yedek yiyecek olarak sakladığı bir cevizden filizlenmiş bir görkemli ceviz ağacı...
Kargaya cevizi saklama aklını veren de, gömdüğü yeri unutacak kadar akılsız yapan da bu müthiş düzenektir...
Aslında ormanları ekenler kuşlardır...


'İnsanoğlu'nun geldiği yerdir; doğa, orman, ağaç, tilkiler, solucanlar, fareler, kuşun kakası, yumurta...
Ve Osman...

Osman tüm bunları bilmez...
Yumurtanın oval biçimindeki gizli hikmet ile kendi cinsinin arasındaki müthiş bağı anlayamaz...
O durmadan yok etmek ister doğayı...
Ağacı sevmez, ormanı açar, kediyi tekmeler, kuşu vurur, denizi foseptik yapar, ırmağa işer, karacaları-ayıları kovalar, yunusları öldürür, kurda-domuz düşmandır...
Doğaya saygısızdır...
Tabiatın en tehlikeli ve en büyük düşmanıdır...

Kuşun kakası ile yumurtanın oval biçiminin dahi, yaşamın nasıl vazgeçilmez parçaları olduğunu aklına getirmez..
Tüm bu nedenlerle ben insanın zeki yaratık maymundan geldiğine inanmam...
Eşekten geldiğine inanırım.”
(Bekir Coşkun – Hürriyet Gazetesi)

“İnsanoğlu insan”ın medeniyetleri kurması ile insanlık tarihindeki fanteziler çeşitlilik göstermiştir. “İnsanoğlu insan” anlamak için binlerce yıllık bir diyalektiğe giriştiği doğayı, birkaç yüzyılda ciddi anlamda tahrip etmiştir. “İnsanoğlu insan” fiziği anlamak için verdiği çabanın karşılığında yine “insanoğlu insan”a faydası dokunacak sonuçlara ulaşmış ancak çoğu zaman bu sonuçları kullandığı tek yer üniversite ders kitapları olarak kalmıştır. “İnsanoğlu insan” ateşi keşfettiğinde yaşam şekli değişmiş; barınmadan-üretime kadar birçok olguda gelişmeler göstermiş ancak “paylaşım” konusunda “eşeklik etmiştir”. Buradan konuyu sosyalist propagandaya bağlayacağımı düşünenler avuçlarını yalayabilirler zira bu yazı serisinde “insanoğlu insan” yalnızca antropoloji, biyoloji ve sosyoloji perspektifinde -kronolojik sıra takip edilmeden ve ideolojilere bulaşılmadan- incelenecektir!..

Peki neden bu “insanoğlu insan” eşeklik edip durur?..
Friedrich Nietzsche “İnsanca, Pek İnsanca” adlı kitabında şöyle buyurur: “İnançlar, yalanlara göre gerçeklerin daha büyük düşmanıdır”.
Eşek, inandığı şey doğrultusunda önünde duran gerçeği çifteleyecek kadar eşektir!..
Tarihte “insanoğlu insan” kimi zaman eşeklik edecek kadar küçülmüş ve fantezi dünyamıza malzemeler vermiştir.
İşte o malzemelerden bir yenisi: “Mao”
70 milyon Çinlinin ölümüne sebep olan Mao, 20. yüzyılda eşekliğin daniskasını yapmıştır.
Yarım milyar “insanoğlu insan”a, ne yediğinden giydiği kıyafete kadar karışan bu eşek “bu pizzadaki baharatlardan” birine yenik düşerek, esas olanın insanı yaşatmak olduğu gerçeğini görememiştir.
“Aslolan devlettir”i ancak eşekler söyler...

Ortaçağda hemen her türlü düşünceye adeta sansür uygulayan kilise de aslolan'ın "insanoğlu insan" olduğunu unutmuş ve "insanoğlu insan"ı, onu yaratan adına, katletmiştir. 


Bir küçük anekdot:
Biliyor musunuz?..
Gururla bahsettiğiniz denizci Piri Reis'in, donanmayı terkettiği gerekçesiyle idam edilerek öldürüldüğünü!..
Aslolan “insanoğlu insan”dır bu gerçeği çifteleyen ancak eşektir...

Devam edecek...

Hiç yorum yok: